Kodcunun Altyapıyla İmtihanı
Bir üst framework yazmak / kullanmak ne denli zahmetlidir, biliyor muydunuz?
Microsoft yazmış bir framework, üstüne yine yazmış Application Block'lar, Enterprise Library'ler. Sonra üçüncü taraflar (çeviri Google'dan) yazmış başka başka yazılım geliştirme altyapıları. Ortalık standartlaşma, merkezileşme, kurallılaşma hevesiyle dalga dalga, duman duman.
İşveren veya "ekipler âmiri" ne istiyor? Kodcuma bağımlı olmayayım. Plug-and-play kodcularım olsun. Tuğlaları birleştiren, duvarı ören işçiler gibi. Tuğlanın yapısı hakkında, duvarın tasarımı hakkında bir fikri olmasın. Fikri olsa bile bunu kendine saklasın. İşyerinden tuğla kaçırsa bile, başka bir duvara uymadığı için tuğlalar elinde patlasın. Bir gün stok tarafında tuğla dizmiş kodcumuz, ertesi gün izne ayrılmış diğer arkadaşının yerine muhasebe tuğlaları dizebilsin. Üstelik, esneklik ister âmiri. Yazılımlar rahat rahat sünebilmelidir, genişleyebilmelidir. Her gün değişen iş ve rekabet koşullarına göre dinamik bir biçimde geliştirilebilmelidir. Kodlar yapış yapış olmuş makarnaya dönmeden konforlu biçimde yazılabilmelidir. Zaman da kazanmak ister âmir. Sıkıştırma algoritması bir kere yazılsın ister, her kodcu, gerektiğinde kendi zip'ini yazmaya kalkışıp geceler, gündüzler tüketmesin ister.
Hangi sebeple olsun altyapı gereklidir. Kodcu istesin veya istemesin, gereklidir.
Kodcunun hayalleri, idealleri vardır. Kendi algoritmalarını yazıp, kendi imzalarını atmak ister. Kod içerisine şakalı açıklamalar yazmak düşler. Kimisi âşıktır, şiire verir kendini. Döngü içerisinde sıcak kalp atışları duyulur. İtiraf.com'dan çok daha öte bir şeydir bu. Çok insancıldır. İnsan emeğinin yazılıma dönüştüğü noktada, alınteri ışıltısıdır bunlar. Kodcu, altyapının kendini sınırladığını düşünür bu zamanlarda. Altyapı olmasa süper bir kodcu olacaktır, sağdan soldan teklif gelecektir. Bu bir ressamın, yaptığı bir tablonun altına adını yazamaması gibi azap verici hâle gelir onda. Ah şu altyapı olmasa veritabanına nasıl da bağlanırım der. Nasıl da hızlı çalışan kodlar yazarım! Tüm değişkenleri tek satırda nasıl da tanımlarım. Rem'lerle adımı nasıl da yazarım kodların arasına. Ustalığımı konuştururum. Ben gitsem bile adım kalır bâki.
Öyle olmaz işte. Altyapı, kodcuyu kendi mahallesine çeker, döver de döver. Hem ruhen hem bedenen bir eğitime tâbi tutar. Kazançlı da çıkar aslında kodcu bir anlamda. Daha tertipli kod yazmayı öğrenir. Bot gibi çalışmaya başlar. Akşam eve gidince normal insana dönmesi gerekir yalnız. Altyapının da kararında olması lazımdır.
Şöyle erer ruhlar itminâna:
Devir tüketim devridir. Acımasızca bir tüketim. Bandwith'ler, "storage"lar... servet gibi yığılır insanın önüne. Tek tasarruf etmesi gereken şey "zaman"dır bu çağda. Çünkü artırdığı zamanı, daha fazla tüketim için kullanacaktır. Evet kardeşim evet, altyapı da, framework de bir tüketim aracıdır. Eskisinden daha fazla kod çalışıyorken arka planda, kodcunun daha az kod yazması, onun hakikaten daha az kod yazdığı anlamına gelmemektedir. Çünkü artan zamanda yine kod yazan kodcumuz, tüketimin zâlim çarkına girmiş bulunmaktadır.
İşin acısı nedir bilir misiniz? Bunun farkında olarak yaşamak. Ve Orta Çağ'ı kapatıp Yeni Çağ'ı açacak kudretten mahrum olmak.
Son olarak, bu da bir dış bağlantı olsun, gönülden kopan: Why frameworks are a good thing?
Yazının özgün hâli www.tahiroglu.com sitesinde yayımlanmıştır.